In-Site Search

Enter the search word in order to make a search within the site. The search will be carried out in all documents and it will be offered to you as a list.


Ask us!
OR
Hayallerimizin sınırı yok

İTO Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından 13 yıl önce kurulan İEÜ, Türkiye'de bir çok meslek kuruluşuna cesaret verdi.

Demirtaş, "Kurmak kolay.. Önemli olan okuttuğunuz çocuğa parlak gelecek sunmak ve bunu sürdürülebilir yapmak" diye konuştu

SİNAN DOĞAN (HABER MERKEZİ)

İzmir Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı, 2001 yılında kurduğu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) ile Türkiye'de bir çok meslek kuruluşuna üniversite kurma konusunda öncülük yaptı. Bu geçen sırada İEÜ hem Türkiye'deki üniversiteler arasında saygın yerini aldı hem de dünya üniversiteleri listesinde hızla yükselmeye devam etti. İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ile yaratıcı tasarımlardan gözümüzü alamadığımız Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi'nde sohbet ettik.
* İzmir Ekonomi Üniversitesi 13 yaşında. Yola çıkarken hayal ettiklerinize ulaştınız mı?
Üniversite kurmanın kendisi başlangıçta bir hayaldi. Hayallere ulaşmak çok güzel. Ama hayalin de sonu yok. 2001'de bu üniversiteyi İzmir'de yabancı dilde eğitim yapan ilk vakıf üniversitesi olarak kurmak yürek işiydi. O güne kadar hiçbir meslek kuruluşu Türkiye'de böyle bir üniversite kurmuş değildi. Dünyada pek çok ülkeyi geziyorum. Bana hiçbir ülkedeki ticaret odası 'biz üniversite kurduk' demedi. Dolayısıyla ilklerin şehri İzmir'de ilki yapmak onurlu bir iş.

GİRİŞİMCİ ÖĞRENCİ
* Üniversiteyi kurmak zor ama bir çok üniversite arasında iddialı konumda tutmak bir o kadar zor değil mi?

Evet bu sadece üniversite kurma meselesi değil. Kurmak kolay. Bir yer bulursunuz. Hocaları bulursunuz. Ama önemli olan o okulda okuttuğunuz çocuğa parlak gelecek sunmak. Bu sürdürülebilir bir şey olması gerekiyor. Bir defa yapıp başarmak değil. Başarının devam etmesi gerekiyor. Her yıl bu üniversite binin üzerinde öğrenciye kapılarını açıyor. Burada 4 yıl lisans eğitimi verdikten sonra o öğrenciyi hayata gönderdiğimizde bir farkının olması lazım. Çünkü bugün Türkiye'nin en önemli meselelerinden biri işsizlik. Beyaz yakalı işsizlik oranı yüzde 25 civarında. 4 üniversite mezunundan biri işsiz şu anda. Bizim mezunumuzun işi olması gerekiyor.
* İş dışında mezunlarınızın girişimciliğini de özendiriyorsunuz sanıyorum.
Elbette biz mezunumuzun sadece işinin olmasını istemiyoruz. Gençlerimizi yetiştirirken, bir yerde çalışsın diye yetiştirmiyoruz. Onlara diyoruz ki 'girişimci olacaksınız'. Girişimci olmanın yanı sıra yenilikçi olacaksınız. Fark yaratacaksınız ki kendinize değer elde edeceksiniz. Öğrencilerimizi böyle bir vizyonla yetiştiriyoruz. Ama bu söylemle olmuyor. Üniversiteyi kurarken marşımızda girişimcilik kelimesi vardı. O zaman girişimci değildik. Şimdi ise girişimciliğimiz tescilli. Dünya Üniversiteler Sıralaması'nda artık yerimiz var. Türk üniversitelerinin dünya sıralamasındaki yerinde İzmir'den vakıf üniversitesi olarak biz varız. 12 yılda bu başarıyı elde etmek ne sadece benim, ne rektörün ne hocaların başarısı. Bu öğrencilerle beraber hepimizin başarısı.
* Girişimciliği özendirmek için bir kuluçkahaneniz var? Nasıl çalışıyor bu sistem?
İlk üniversiteyi kurduğumuzda Embriyonix birimini kurduk. Fikirleri olan, düşüncesi olan gençlerimize o birimde mentorluk, uzmanlık veriyoruz. Gerekirse de sermaye desteği sağlıyoruz. Öğrencilerimiz de daha mezun olmadan milyon dolarlık projeler yaratıyorlar. Dördüncü sınıfa geçen bir öğrencimiz var. İTO'ya kayıtlı 10 milyon dolarlık 3 şirketi var. Bu insanı mutlu ediyor. Yılda 35'e yakın proje üretiliyor burada.
* Fark yaratan bir eğitim sistemini nasıl hayata geçiriyorsunuz?
Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi'ni görüyorsunuz. Sınıfından koridoruna, tavanından cephesine kadar her şeyde öğrencilerin tasarımını görüyorsunuz. Çocuklar bu dünyanın içinde yaşıyor. Teneffüs ettiği hava böyle bir hava. İzmir'in havası suyu, Balçova'nın çamlık yamacı değil. Burada her şey farklı. Bu binanın cephesinde çağdaş binalardaki yeşil cepheyi görüyorsunuz. Bunu uzman firmalar yapmadı, öğrenciler yaptı. Her öğrenci grubunun ayrı karesi var. Onları daha iyiyi yapmak için yarıştırıyoruz. Biz çocuklara 'yaptığınızın en iyisini yapmalısınız' kültürünü veriyoruz.
* İzmir'in ikinci teknoparkını da hayata geçiriyorsunuz? Buranın öğrencilere nasıl bir faydası olacak?
Dünya farklı bir dünya. Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Benim ilkokul dönemlerimde Jules Verne'nin aya seyahatle ilgili kitaplarını okurduk. Şimdi artık uzaya gidiliyor. Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Durduğunuz zaman düşersiniz. O açıdan İzmir'in ikinci teknoparkını biz kurduk. İzmir Bilimpark ile öğrencilerimiz araştırma geliştirmeyi yapabilecekler, inovasyonu üretebilecekler. Yapılan çalışmanın patentleri alınacak. Bu da bizi dünya üniversite sıralamasında çok daha yukarı taşıyacak. Geçenlerde TÜSİAD 'Bu Gençlikte İş Var' yarışması düzenledi. İlk 25 projenin içine 3 projemiz girdi. ODTÜ 4 projeyle, İEÜ 3 projeyle ilk 25'e girdi. Bu çok önemli bir başarı. Yarışma ekimde sonuçlanacak. Büyük ihtimalle bu yarışmada birinci olacağız. Türkiye'nin girişimcilik bayrağını üniversitemize dikeceğiz.

HEDEF SAĞLIK ŞEHRİ
* İzmir EXPO 2020 adaylığıyla beraber sağlık şehri olma hedefini belirledi. Sizin sağlık kampusü projeniz hangi aşamada?

YÖK'ten sağlık bilimleri fakültesi ve yüksekokul iznini aldık. Bu yıl öğrenci alıyoruz. Orada da farklı bir vizyonumuz var. Şu anda yer ile ilgili konuyu gündemimizde birinci öncelik. Yeri çözmemiz gerekiyor. Zaman kaybetmeliyiz. İzmir'in vizyonu sağlık. O nedenle eğitime başlıyoruz. Sağlık turizmini İngilizce bilmeyen bir hasta bakıcıyla, fizyoterapistle yapamazsınız. Sekreterin de hemşirenin de lisan bilip eğitimden geçmesi gerekiyor. Geç kalmamak için eğitime başladık. Kampus arkadan gelecek. Güzelbahçe'de tapulu 191 bin metrekare mülkümüz var. Yasal süreç devam ediyor. O arazinin yanında üniversite olarak kullanacağımız 400 dönümlük Hazine alanı bulunuyor.
* Gelecekte yeni bölümler olacak mı?
Çok var. Çünkü eğitim sistemimiz durağan değil. Biz yaptık oldu, yok öyle bir şey. Dünyadaki trendler çok hızlı değişiyor. Buna ayak uydurmak lazım. İzmir'in sağlık vizyonundan tıp fakültesi ve sağlık kampusü çıktı. Şimdi kentsel dönüşüm kentin gündeminde. İzmir'de her yıl 30 bin konut yapılacak. O zaman inşaat mühendisliği gündeme geldi. İnşaat mühendisliği bölümüne öğrenci alacağız. Mimaride artık parametrik tasarımlar var. İleri mimari ile ilgili çalışmalarımız var. Dünya vizyonu olan yerli ve yabancı hocalarımızla oluşturduğumuz mimarlık fakültemiz var. Mezunları daha diploma almadan iş bağlantısı yapıyor. Ben kendim inşaatçıyım. Bizim okuldan mezun mimar bulamıyorum. Böyle başarılı bir fakültemiz. Yeni düşündüğümüz bölümler, proejeler var. Başında da söyledim. Hayalin sınırı yok. Biz yine hayal edeceğiz.

'İyi yetişmiş gençlere ihtiyaç var'
Daha büyük hedeflere erişmek için daha iyi yetişmiş öğrencilere ihtiyacımız var. Ülkemizin eğitim sistemi ortada. Çok başarılı kurumlarımız, gençlerimiz var. Ama pek çok konuda eğitilmiş olarak buraya gelmiyorlar. Yabancı dil eğitimi ağırlıklı liseden gelen öğrencimize biz burada hazırlık okutmak zorunda kalıyoruz. Hedefimiz iki lisanlı öğrenci yetiştirmek. Birinci dili verirken, ikinciyi öğretmekte zorlanıyoruz. O nedenle hayalimiz anaokulundan üniversiteye bir eğitim zincirini oluşturmak. O zaman üniversiteye geldiği zaman bizim vizyonumuzla eğitim göreceği için üniversitede uçacak. Şu an çalışma devam ediyor. Bu sene bir anaokulu denemesi başlatıyoruz bu kampus içinde. Biz eğitimi üniversite ile sınırlı tutmayacağız. Üniversiteden sonra da yüksek lisans, doktora, iş içinde eğitim programları düzenliyoruz. Uzaktan eğitim programları başlatacağız.
 

Yeni Asır - 14 Temmuz 2013 - Haber için tıklayınız